bir öykü yazalım mı ? ” büyük sır ” 3

6

arkadaşlar herkese selamlar, işten eve gelip yemek yedikden sonra çayımı yudumlarken bugünde hikayeye devam etmeye karar verdim. başlamak için sabırsızlandığınızı biliyorum. o yüzden süreci hızlandırıp bir an önce hikayenin geri kalanına başlamak sizleri ve kendimi bu hikaye de nereye götüreceğim merakını gidermek istiyorum.

dün gece iki kişi öldürdüm ve hiç bir şekilde vicdan azabı duymuyorum. iki insanın hayatı benim parmaklarımın ucundaydı ve bu kararı almak hiç zor olmadı. dün gece kimse beni görmedi, sokak lambaları yanmıyor ay ışıldamıyordu ve ben benimle yürüyen dostlarıma o sokağa çıkan bütün yolları kapattırdım. bir anda yol çalışmaları, araba kazaları, kavgalar çıktı o sokağa çıkan tüm yollarda. o yüzden ne bir iz bıraktım ne de yüzümü gören oldu. bugün babamın kahvehanesine gideceğim ve biraz bakınacağım. henüz kahveye çökmek gibi bir niyetim yok, bir planım var. 
kahvehaneye gittiğimde epey kalabalık olduğunu gördüm, yalnızca bir masa da tek kişi oturuyordu. 50’li yaşlarda şık giyimli, ak düşmüş parlak saçlarını geriye doğru taramış, hafif kirli sakallı, gözleri yüzüne göre küçük fakat keskin bakışlı bir adamdı. dirseklerini masanın üzerine koymuş iri siyah taşlı yüzüğü ellerini ön plana çıkarıyordu, tespih çekiyor etrafına ben hariç korku salıyordu. içeri girdim oturdum bir yere çay söyledim, sürekli birileri gelip gidiyor ve ona birşeyler söylüyordu, ne derlerse desinler sakince kafa sallıyor ve yine baş işaretiyle yolluyordu. çok fazla adamı vardı bir şekilde yanında yer edinmeliydim. bir anda masa da olay çıktı, kumar dönen mekanlarda sıkça olurdu bu fakat hesap edilmeyen hile yaptığı söylenen adamın silahını çıkarıp mekanın sahibi olan remzi’ye doğrultması oldu. hile yapmadığını ve kendisini kolay harcatmayacağını söylüyordu. öyle veya böyle o masaya oturanın zaten kaybedecek neyi olabilirdi? hiç birşeyi. remzi’nin adamları hiç birşey yapamıyordu bir anlık kargaşa’da seken bir kurşunun bile remzi’ye gelmesi ihtimali onları korkutuyordu fakat bu korku remzi’nin ölmesi değil, remzi’nin yaralanması üzerine kuruluydu, yaralanır ve yaşarsa adamları için hiç iyi olmazdı. bu benim için fırsattı. kimse beni tanımıyor ve benden birşey beklemiyordu, silahımı çıkarıp tek atışda adamı silah tutan elinden vurdum, amacım adamı öldürmek değil, remzi’ye içini soğutması maksadıyla fırsat sunmaktı. ona yaparlarsa yapsınlardı harcamaktan çekinmezdim, çekinmedim de. remzinin adamları hemen silah çeken adamın üzerine çullandı ve arka odaya götürdüler akıbetini önemsemedim. ben ise hiç birşey olmamış gibi tekrar yerime oturdum çayımdan bir yudum aldım dikkat çekmiştim. remzi yeniden olağanca rahatlığı ile yerine oturdu birşeyler konuştu yanındakilere daha sonra beni çağırdı.
– delikanlı masama gel, bir çayımı iç.
+ buyur remzi abi.
– az önce belki de hayatımı kurtardın, cesurca davrandın iyi de nişancısın. kimsin sen buralarda daha önce görmedim seni?

iltifatları için kafamla teşekkür ettim.

+ cezaevinden yeni çıktım abi, adım kudret buralarda yaşacağım artık.
– hayatımı kurtardın senin için yapabileceğim birşey var mı? borçlu kalmak istemem. bi işin var mı benimle çalışmak istermisin? 
+ olabilir abi, bi kaç gün daha kafa dinlemek istiyorum ama müsade edersen.
– sevdim seni delikanlı, ne zaman ihtiyacın olursa burdayım, herkes tanır beni istediğin zaman gel.
eyvallah abi diyip çıktım. istediğim olmuş remzi’nin yanında olmak bir yana güvendiği insanlardan biri olarak çıkmıştım kahvehaneden. dün gece iki kişi öldürdüm eğer remzi bunu bilseydi güvenmezdi bana. çünkü dün gece bir sır açığa çıktı. ölüm anında neden insanlar günahlarından kurtulmaya çalışır? yaptıkları gizli işleri açığa çıkarmaya bu kadar meyilli olur? itiraf bir çeşit arınma mıdır? yoksa madem ölüyorum artık bir değeri yok ne olacaksa olsun demek midir? dün gece öldürdüğüm insanlardan biri son nefesinde remzi’nin adını verdi babanı öldürmemizi o istedi dedi. işte birinin sözüne en çok güveneceğim an bu
 andır. kimse ölürken yalan söylemez.

hikayemizde sonlara doğru yaklaşırken kafamdaki entrikalara bazen bende şaşıyorum sayın okuyucular ve gerçekten yarın kudret’in yapabileceklerini merak ederek uyanıyorum güne. neler olacak dersiniz?

6 YORUMLAR

  1. Yani ne denilenir ki; olağanca sürükleci. Kudret Karamuhsinoğlu işte butün mesele bu.

    Devamını olağanca heyecanla bekliyorum, üstad.

  2. Ben hikayelerine bağımlı oldum hikayen cok tanidikmis gibi görünse de sabırsızlıkla bekliyorum çünkü çokta esrarengiz gidişleri var.Umarım hikayenin sonunda ,bambaşka bir hikâye ile tekrar bize okuma fırsatı verirsin.Düşünce gücüne sağlık…

CEVAP VER