bir öykü yazalım mı? ” neredeyim ben ? ” 1

0

sevgili arkadaşlar, bugün kendimin ve takımım adına ikinci golümü pardon yazımı yazmak üzere işten geldim ve bilgisayarın başına oturdum. merak etmeyin niyetim ciddi hergün bir yazı yazmayı, yer yer bilgilendirici yer yer kafanızı şişirmeyi düşünüyorum. yazmayı seviyorum arkadaşlar tabi bir cemal süreya değilim ah bunu daha önce sevdiğim birine söylemiştim kafam karıştı neyse konumuza dönelim yazmayı seviyorum arkadaşlar elimden geldiğince küçüçük mini bir öykü yazmak istiyorum şimdi.

sessiz ve sokak lambalarının yanmadığı, ay’ın ise hiç parlamadığı bu gece de soluk soluğa kalmıştım. aklıma babam geldi. 10 yıl önceydi. babam esmer tenli, çatık kalın kaşlı, uzun gür ve sert sakalları, sivri yüz hatları ve geniş omuzlarıyla sert mizaçlı bir adamdı. eski kabadayılardandı, kimseyle yüz göz olmaz fakat mahallesinin insanına özellikle muhtaçlarına karşı oldukça nazik, açık yürekli ve şefkatliydi. yaptığı en kirli iş işlettiği kahvehanesinde kumar oynatmasıydı. uyuşturucu’ya karşı ayrı bir öfkesi vardı satılmasına müsaade etmez, içenleri ise mahallenin ortasında herkesin içinde öldüresiye döverdi. fuhuş bu mahallenin içerisine bile giremezdi. babam kimsenin vucüdunu para karşılığında başkalarının zevki için satmasını istemezdi. mahallede kimse aç, açıkta kalmaz kendisini güvende hissederdi. ee böyle bir adamın tahmin edersiniz ki hasımları da çok olurdu. bir kere babamın büyük bir namı vardı sırf bu yüzden bile onu öldürüp nam sahibi olmak isteyenlerin sayısı oldukça fazlaydı. mahalleye uyuşturucu sokmak isteyenler, fuhuş yapmak isteyenler, kumarda hile yaptığı zaman yakalanıp haşlananlar..
ama babam bunların hepsine karşı tekti diyorum ya babam kabadayıydı, mayfa değil. çete lideri değil. babamın çetesi namıydı, adını duyan zaten irkilir, 2 adım geri atardı. aynı benim şuan bulunduğum gibi benzer bir gece de yeni yetme ün ve nam peşinde olan fakat oldukça hırslı iki kişi beraber gezen hasımlarının pususuna düştü. eskisi gibi birebir kapışma zaten kalmamıştı. babam arkasından sıkılan iki kurşunla ölmüştü. yalnızca iki küçücük kurşun. kurşunlar nam bilseydi, irkilir miydi? benim sonum da böyle mi olacaktı?

pek sevgili okuyucular, hikayede yalnızca bir babayı anlattığımın farkındayım. şimdi kafanızda ya bu kendisinden hiç bahsetmedi anca babasının başından geçenleri anlattı diyeceksiniz biliyorum. hikayeyi burada sonlandırıyorum çünkü geri kalanını ertesi gün veya bir hafta sonra getirmeyi düşünüyorum. sizce adamımız şuanda nasıl bir durumda? kimden kaçıyor veya saklanıyor? nasıl bir çatışmanın ortasında?

CEVAP VER