hayat – hayal – ölüm

0

yıkılsa bile, yıkıldığını bile bile düşler kuruyorum, yaşamak için yaşayabileceğim mekanlar,insanlar yaşabileceğim bir dünya düşlüyorum. inanılmaz derecede mutluyum bu anlarda. bilir misiniz ulaşılmaz hayaller kurmanın verdiği hazzı gerçeklerden almanın imkanı yok. dahası ulaşabildiğinizde hayalinizin basit olduğunu çok da büyük bir heyecan vermediğini görüyorsunuz ve hayal kurarken aldığınız hazzın 10’da 1’ini bile alamıyorsunuz. hayal kurmak ulaşmaktan daha keyiflidir. ulaşılmaz olan fevkalede çekicidir. elde etmek hayal kırıklığı, mutsuzluğun başlangıcıdır. kurduğu hayalleri elde edipte yeniden hayal kurabilen yeniden daha iyisini yapmak isteyen veyahut kendisini başka bir amaca adayan insanlar mutlu olmaya daha yatkın olur. mutlu olduğunu sanmaya daha yatkındır. uyuşmaya daha meyillidir. hayatın gerçekliği onlar için pekte önemli değildir çünkü önemsemezler amaçları dışında çevrelerinde geçen olayları, bir yolları vardır ve ona ulaşmaya çalışırlar. herkes işini yapıyordur. mutluluğun sırrı bu bir amaca odaklanmak.
hayat bir çelişki midir? hayal kurmak bu kadar keyifliyken, milli piyango’nun kendine çıktığını düşünmek, beğendiğin arabanın senin olduğunu düşünmek, muhteşem manzaralı bir evde yaşadığını düşünmek, sevdiğin kişinin seninle olmasını yanyana olmayı hayal etmek böylesine muazzam, şahane hissettirirken, bu hayallerine sahip olmak neden bu kadar muazzam hissettirmez? neden hayal gerçekleşince aynı keyfi vermez?
kimilerine göre mutlu gelebilir, bu hayatın tüm acılarını yüreğinde hissedenlere gerçekten mutlu gelebilir ölüm. ama hayat, klasik hikayeleri, düşünceleri baz alırsak mutsuz sona gebedir. tüm başardıklarınla başaramadıklarınla gömülürsün toprağa ve hayatın eşit olduğu adil olduğu tek andır bu an. hepimiz ölürüz. hepimiz toprağa gömülürüz. nerede doğduğumuz kadar önemli değildir nerede öldüğümüz çünkü varacağımız yer değişmez. doğarken öyle mi? bir sokak ötede hatta karşı apartmanda hatta bir yan daire de doğmak bile aşırı farklar doğurur.
o kadar fazla olasılık vardır ki doğumunda, iyi-kötü aileye, zengin-fakir aileye, güzel-çirkin görünmeye, iyi-kötü olmaya, şanslı-şanssız olmaya vs…. binlerce olasılık ve yalnızca doğduğun yerde belirlenir bu. ölüm gibi değildir. adalet!
sonunda öleceğim, başarılı-başarısız, zengin-fakir, ulaşan-ulaşamayan, güzel-çirkin herkesle aynı yere toprağın altına gireceğim. hayal kurarakta mutluyum ve ulaşmanın beni getireceği mutsuzluğun farkındayım. fakat hiçbirşey yapmamanın üşengeçliği altında ezilmek, yaşarken varolmanın hiç bir anlamı olmadığını bile bile yok olmak istemiyorum. tıpkı yıkılacağını bile bile yeniden hayal kurmam gibi.

CEVAP VER