küçük hikaye – ” filleri unut. “

0

zihnimin içinde daha önce hiç duymadığım yükseklikte bir sesle uyanmıştım ağır uykumdan. gökgürültüsü mü yoksa yıkılan hayallerimin sesimiydi karar vermek çok güçtü. fakat sorun şu ki sesler azalmıyor kafamın içinde inşa ettiğim tüm dünya adeta çöküyordu sanki, filler kafamın içinde tepişiyor ve en sıkı taraftar gruplarının kırmaya çalıştığı desibel rekorlarını kırıyor üstüne üstlük durmadan geliştiriyorlardı. çözüm olarak unutmayı ve düşünmemeyi seçtim.
– filleri unut
– filleri unut
– filleri düşünme
– düşünme
+ neyi?
– filleri.
Allah’ım n’olur filleri unutayım. Unutmaya çalışmanın hatırlamak olduğunu böyle bir günde öğrenmiştim. unutmaya çalışmak hatırlamaktan, dahası yaraya tuz basmaktan öte birşey değildi. hayatımın en buhran dolu, en bohem ve yapayalnız dönemindeydim. elbette şu ana kadar ki hayatımın zira henüz zirvenin ne olduğu hakkında bir fikrim yoktu ve ben hiç bir zaman herhangi bir konu veya branşta zirveyi görmemiştim. tabi zirve dediğimiz şey insanın çıkabildiği en yüksek veya en dip yer demek değilse. benim zirvem başka kimselerin zirvesiyle boy ölçüşemedi hiç bir zaman.ömrüm boyunca her alanda aralarda yaşadım, insanların arasında bakılan fakat görülmeyen. benim hayatım, benim zirvem tüm kıyaslarım kendimleydi, biliyorum.
birşey daha biliyorum, akıntıya karşı yüzersen yorulduğunla kalırsın, en mantıklı yol kendini akıntıya bırakıp yönünü belirlemektir. inanmazsaniz bana bakın, filleri unuttum. 
tüm çabalarının boşa gitmesinden, uğraşlarının karşılığını alamamaktan verdiğin emeğin hakkını koruyamamaktan daha kötü birşey var mı? ah bu his.. çaresizlik. amansızca zihnimde derin ve kesin bir mekan tutan ” ne yaparsan yap, boşuna. hayatındaki engeller hiçbir zaman bitmeyecek. ne yaparsan yap, boşuna ” fikri, hissi. 
çaresizlik, umutsuzlukla birleşince oluruna bırakmayı, umursamamayı da öğreniyor insan. gerçekten. böyle zamanlar gerçekten asosyal olmak için, robotlaşmak, makinalaşmak için en elverişli zamanlar. akışına bırak ne olacaksa olsun hem zaten ne yaparsan yap olmuyor değil mi? inanmazsanız bana bakın, filleri unuttum.
yatağımda oturmuş bunları düşünüyorum, öyle boşluktayım. sabah güneşi gözümün içinde doğmuştu sanki, öyle bakamıyordum, öyle karanlıktaydım. güneş dünyaya yolladığı ısıyla, ışığıyla ve ozon tabakasının zararlı ışınları filtrelemesiyle ben hariç tüm canlılara neşe veriyordu. kalkıp duş almaya karar verdim. su belki bana hayat verebilir, bir nebze olsun canlandırabilirdi ki beni sakinleştiren, tazeleyen yegane şeydi su. insanın kendini yenileyebilmesi mümkün müydü? hiç durmadan değişiyor, aynı kalmıyorduk doğru ama yenilenmek tam olarak bu muydu? hayır bunu kastetmiyorum büsbütün bir değişiklik istiyorum. keyif aldığım şeylerde, güldüğüm, ağladığım, sevdiğim şeylerde oturuşum da kalkışım da yürüyüşüm de hissettiğim şeylerde. anlıyor musunuz? ben artık ben olmaktan sıkıldım. ayna da gördüğümü umursamıyorum ama huyları, alışkanlıkları değiştirmekten daha kolay vücudum da değişiklik yapmak. tatmin, heyecan ve duygu sıfıra indi. anlıyor musunuz?
duş alırken çok güzel şeyler düşünür, kararlar alırım. hatta karar alacağım zamanlar çoğu kez suyun azizliğine bırakırım kendimi. su bedenime can, ruhuma neşe veriyor. zihnimi açıyor. ve hatta inanır mısınız, filleri bile unuttum.

CEVAP VER